Katılım Haber’in Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Katılım Finans Birim Müdürü Sn. Dr. Tarık AKIN ile Yaptığı Özel Röportaj

Katılım Haber’in Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Katılım Finans Birim Müdürü Sn. Dr. Tarık AKIN’a katılım finans’ın geleceği, sektöre gelecek oyuncuları ve faizsiz finansı ilgilendiren sorularımız yönelttik. Aldığımız cevapları Katılım Haber okurlarının ilgisine saygılarımızla sunuyoruz.

  1. Sn. Cumhurbaşkanımızın katılım bankacılığına önem verdiğini biliyor ve her fırsatta bunun önemini yinelediğini biliyoruz. Sektör olarak merak edilenler arasında katılım bankacılığının geleceği Cumhurbaşkanlığı politikaları nezdinde nelerdir? Gelecekte katılım bankacılığını neler bekliyor?

2008 küresel finansal kriz sonrası dönem ve içinde bulunduğumuz Covid-19 Pandemi döneminde mevcut borca dayalı; gelir ve servet eşitsizliklerine yol açan finansal sistem, daha radikal ve insan odaklı bir değişim gerekliliğini ortaya koymuştur. Mevcut finansal sistemin borç ve faize dayalı yapısı, sistemik riskleri besleyen finansal kaldıraç mekanizması, aşırı finansallaşma, finansal sektör ve reel sektör arasındaki bağın kopması ile etik ve ahlaki değerlerin göz önünde bulundurulmaması gibi sorunlar, ekonomileri alternatif bir finansal sistem arayışına itmektedir.

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofis olarak bizler de İstanbul Finans Merkezi (İFM) projesini tüm dünyadaki bu değişim sürecini dikkate alarak yürütmekteyiz. İFM Projesi, varlığa dayalı finansman ve risk paylaşımını öne çıkaran “katılım finansı” ve dijitalleşen dünyaya yeni açılımlar kazandıran “FinTek” ile gelişmeyi amaçlayan bir strateji etrafında şekillenmektedir. 

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz Alternatif Finansta Yeni Ufuklar Konferansında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da vurguladığı gibi, 2025 yılı itibarıyla katılım finansının bankacılık varlıkları içindeki payını yüzde 15 seviyesine çıkarmayı hedeflemekteyiz. 

Yeri gelmişken burada bir konuya da açıklık getirmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi faizsiz finans, İslami finans ve katılım bankacılığı sistemlerinin hepsinin katılım finans sistemi ve katılım bankalarının da katılım finans kuruluşları olarak adlandırılması, uzun vadede hedeflediğimiz katılım finansının mevcut finansal sistem içerisinde ayrışması konusunda önem arz etmektedir. Bankacılık yapısı gereği borçluluğa ve risk transferine dayalı bir sistemdir. Ancak katılım finansı, ilkeleri gereği varlığa ve risk paylaşımına dayalı bir sistemdir. 

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Katılım Finans Birim Müdürü Dr. Tarık AKIN
  1. Yine Sn. Cumhurbaşkanımızın hedefleri doğrultusunda sektör oyuncularının artacağını biliyoruz. Son zamanlarda PTT, Halk Bankası, Türk Ticaret Bankası ve diğer kamu kuruşlarının sektöre gireceği konuşulmaya başlandı. İleride sektörde kamu nezdinde farklı oyuncular görecek miyiz?

Daha öncede belirttiğimiz gibi Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi olarak Katılım Finansının gelişmesi ve sektördeki payının artması öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, asıl hedefimizin katılım finans kuruluşlarının sayılarını arttırmak değil; yenilikçi ve rekabetçi bir ortam oluşturularak katılım finans sektörünü finansal ürün çeşitliliğinin arttığı ve daha geniş bir kitleye hitap eden yeni bir boyuta taşımaktır.

Konvansiyonel bankalarla kıyaslandığı zaman katılım finans kuruluşlarının en temel sorunlarının başında likidite sorunu gelmektedir. Bu sorunun çözümü katılım finans kuruluşları sayısını arttırmak değil, daha öncede bahsettiğimiz gibi finansal sistemdeki payını arttırarak belli bir ölçek yakalanması ile mümkündür. Bu nedenle bu kuruluşların likiditeye erişimi kolaylaştırılmalı,  bu kuruluşlar verimlilik ve ölçek büyümesi yönünde desteklenmelidirler. 

  1. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi olarak, ilerleyen süreçte veya cari dönemde, katılım bankaları veya katılım finansı adına bir birim veya ofis açmayı düşünüyor musunuz?

Hâlihazırda Finansal Strateji ve Koordinasyon Dairesi altında bir Katılım Finans Birimi kurmuş bulunmaktayız. Bu birimin başlıca görevleri arasında; Katılım Finansının finansal sektör içerisindeki payını arttırmak hedefi doğrultusunda yeni finansal araçlar ve ürünler geliştirmek, bunların finansal sisteme etkilerini analiz etmek ve Katılım Finansı alanında bilimsel altyapıyı güçlendirmek için üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile ortaklıklar ve işbirlikleri yapmak yer almaktadır.

Bu hedefler doğrultusunda hâlihazırda birçok yeni finansal ürün ve araç, proje aşamasında çalışılmaktadır. Ayrıca bu alanda akademik çalışmaların desteklenmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi amacıyla Marmara Üniversitesi ve Finans Ofisi işbirliği ile Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü (MÜİSEF) adı altında bir enstitü kurulmuştur.

  1. Kamu katılım bankalarının sektöre dâhil olmasından sonra sektördeki pasta payı artmaya devam ediyor. Kamu Katılım bankalarının başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kamu katılım finans kuruluşlarının sektöre dâhil olmasıyla zaten büyük bir potansiyel barındıran sektörün gelişmesi daha da hızlanarak rekabetçi bir ortam oluşmuştur. Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım’ın kurulduğu 2015 yılında katılım finans kuruluşlarının sektördeki payı % 5,1 seviyesinde iken 2020 yılı ilk çeyrek itibarıyla bu oran % 6,5 seviyesine ulaşmıştır. 

Bunlara ek olarak, sektörün geldiği noktada bankacılığın yanı sıra artık yeni bir model ve yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır. Bu model mevcut bankacılığa dayalı sisteme ek olarak başta sukuk olmak üzere sermaye piyasası ürünleri ile tekafül sektörünün ön plana çıktığı bir finansal sistem tasarımıdır. Sektöre dâhil olacak yenilikçi ve geniş ürün yelpazesine sahip farklı kurumlar ile Türkiye’de katılım finansı daha da gelişecek ve sektörün büyümeye katkısı artacaktır.

  1. COVID-19 sürecinde özellikle katılım bankaları olmak üzere ve Türk finans sistemi nezdinde sağlanan geri dönüşleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce katılım bankaları bu süreçte yeterli olabildiler mi? 

Türkiye, salgının ilk gününden itibaren hem sağlık alanında hem de ekonomik ve finansal alanda hızlı ve yerinde tedbirler almıştır. Kısa çalışma ödeneği, ilave kredi destekleri ve kredi yapılandırmaları, esnaf destek paketi gibi üretimi destekleyici pek çok tedbir uygulamaya konulmuştur. Bankacılık sektörünün, toplam istihdamın %75’ini oluşturan KOBİ’lere sağladığı kredi ve finansman tutarı, 2020 yılı ikinci çeyreğinde salgının başladığı ilk çeyrek sonuna göre yaklaşık 150 milyar TL artmıştır. Bu tutarın 22,6 milyar TL’si ise katılım finans kuruluşlarınca sağlanmıştır. 

Mart ayı sonunda katılım finans kuruluşlarının KOBİ’lere sağladığı finansmanın sektör içerisindeki payı %6,7 seviyelerindeyken bu oran Haziran ayı sonunda %8,3 seviyesine yükselmiştir. KOBİ kredileri dışında kalan kredilerde ise katılım finans kuruluşlarının payı ilk çeyreğe göre %5,4 seviyesinden %5,1 seviyesine gerilemiştir. Bu dönemde katılım finans kuruluşlarının sağladıkları fonların büyük bir kısmının KOBİ’lere gitmesi, katılım finans kuruluşlarının özellikle bu salgın döneminde olduğu gibi acil eylem gerektiren süreçlerde ne kadar etkin olabileceklerini göstermiştir.

  1. Salgın sonrası dünya ticari ve finans algılarının tamamının değişeceğini biliyoruz. Katılım finansının İngiltere merkezli olduğu dünyada Türkiye’nin uluslararası alanda salgın sonrası katılım finansı, finans  ve katılım bankacılığı hedefleri neler? 

Türkiye olarak gerek bulunduğumuz konum gerek ise tarihi ve kültürel bağlarımız ile hâlihazırda bölgemizde ekonomik ve finansal bir merkez olma niteliği taşımaktayız. Dünyanın önde gelen ve hızla büyüyen finans merkezleri arasında yer alan İFM projesi ile küresel finans mimarisinin yeniden tasarlandığı bu süreçte, hem bölgemizde hem de küresel ölçekte yeni bir çekim merkezi olmayı hedeflemekteyiz. 

Daha öncede belirttiğimiz gibi İFM projesi iki temel stratejik alanda yürütülmekte; varlığa dayalı finansman ve risk paylaşımını öne çıkaran “katılım finansı” ve dijitalleşen dünyaya yeni açılımlar kazandıran “FinTek” ile sadece bölge finans sistemine değil küresel finansal sisteme pek çok yenilik kazandırmayı hedeflemekteyiz.

Bu stratejik hedefler belirlenirken yalnızca yurtiçinde kamu ve özel sektörün ihtiyaçları dikkate alınmamıştır. Pek çok yurtdışı ziyaretimizde özellikle Ortadoğu ve Asya bölgesindeki finansal sektör temsilcilerinden katılım finansı alanında İstanbul’un merkez olması konusunda olumlu dönüşler aldığımızı da burada belirtmek isterim.

Röportajda bizlere ilgisini eksik etmeyen Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi basın müşaviri Sn.Murat Oktay’a teşekkür eder, sorularımızı cevaplayan Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Katılım Finans birim müdürü Dr. Tarık Akın’a teşekkür ederiz.

Katılım Haber

Katılım Haber sitesinin kendi profilidir. Öneri, görüş ve iletişim için lütfen admin@katilimhaber.com e-posta adresinden iletişime geçiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir