Katılım Finansı Tüm İnsanlığa Hitap Ediyor

Katılımcılığı, üretimi, ahlaki değerleri ve risk paylaşımını öne çıkaran katılım finansı, sadece İslam toplumlarına değil tüm insanlığa hitap edebilecek önemli bir potansiyele sahiptir. Bu sözler, T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan’a ait. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmesinin ardından kurulan dört o sten biri olan T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, tüm faaliyetlerinde Türkiye’nin ekonomik anlamda dünya ile entegre olmasına katkı sağlama amacını benimsiyor. Bizler de Türkiye’nin önemli kurumlarından olan T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin; hukuki/idari yapısını, yerele/ globale katkılarını, katılım finansı kapsamında gerçekleştirdiği çalışmaları ve daha birçok önemli başlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan’dan dinledik. Prof. Dr. Aşan, Katılım Finans aracılığıyla İstanbul Finans Merkezi projesiyle ilgili de önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kamuoyunda farkındalık oluşturmak adına T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin; hukuki ve idari altyapısı hakkında neler söylemek istersiniz?

T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından yürürlüğe giren 1 No’lu Kararname kapsamında kurulmuştur. Aynı zamanda bu yapı; T.C. Cumhurbaşkanlığına bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip dört ofisten bir tanesi olma özelliğini de taşımaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesindeki en önemli amaçlardan bazıları da kamuda bürokrasinin azaltılması, kamu-özel sektör arasında koordinasyonun artırılması ve süreçlerin hızlandırılmasıydı. Bu doğrultuda kendi alanlarında stratejik görevler üstlenen T.C. Cumhurbaşkanlığı Ofisleri, Türkiye’nin uzun dönemli kalkınma hedeflerinde büyük öneme sahiptir. Bu Ofislere tevdi edilen görevler; ulusal çapta ciddi önemi bulunan, uzun vadeli, birçok kurumun koordinasyonunu sağlayan ve merkezi bir irade tarafından birebir takip gerektiren işlerdir. T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi de kuruluşundan itibaren bahsi geçen görevler kapsamında kendi iç yapılanmasını tamamlamış, ardından bu doğrultuda çalışmalarına başlamıştır. Öncelikle doğrudan Cumhurbaşkanı’na raporlamalar yapılabilmesi amacıyla, ulusal ve uluslararası finansal sisteme dair bir sistem kurulmuştur. Böylelikle mevcut durum daha hızlı ve etkin bir biçimde takip edilebilecek, sistemde görülen tıkanıklıklar ilgili kurumların işbirliğinde daha çabuk çözülecek ve sistemin ihtiyaçları doğrultusunda yenilikler üretilebilecektir.

Örneğin 2009 yılında çalışmalarına başlanan, ancak koordinasyon ve yönetimde yaşanan bazı zorluklar neticesinde hâlâ tamamlanamayan İstanbul Finans Merkezi (İFM) Projesi’ni yürütme görevi de Ofis olarak bizlere verilmiştir. Bu kapsamda projenin başarısı ve devamlılığı açısından önem taşıyan birçok yenilikçi ve tamamlayıcı projenin üretilmesi amacıyla ekipler oluşturulmuş, ardından farklı kurum ve kuruluşlar da bir araya getirilmiştir.



T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin amaçları, yerele ve globale katkıları hakkında beklentileriniz ve değerlendirmeleriniz nelerdir?

T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, kendisine tevdi edilen görev doğrultusunda; ulusal ve uluslararası finansal sistemi izleyerek analizler yapmak, aynı zamanda Türkiye’nin kalkınma hedefleri ve İFM Projesi bağlamında yenilikçi finansal ürünler geliştirerek nansal sistemin sağlıklı bir biçimde derinleşmesini sağlamak için çeşitli çalışmalar gerçekleştirmektedir. Aslında tüm bu görevlerin ortak amacı; Türkiye’de üretimi/toplumsal kalkınmayı destekleyici, sürdürülebilir ve dünya ile entegre yeni bir finansal sistemin inşasıdır. Bu doğrultuda Finans Ofisi, özellikle finansal stratejiler açısından ve İFM projesi kapsamında kendisine temelde iki odak alan belirlemiştir: Bunlardan ilki, Türkiye’de yeterli büyüklüğe erişememiş olan katılım nansının geliştirilmesidir. Mevcut finansal sistemimiz, yaklaşık yüzde 90 oranında bankacılığa dayanmaktadır. Türkiye’de katılım finansı da buna paralel olarak, bankacılığa yönelik ürünler üzerinde yoğunlaşmıştır.

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; 9 Eylül’de gerçekleştirdiğimiz “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar” adlı konferansta da vurguladığı üzere bu sistemin, bankacılıktan ayrışarak daha yenilikçi ve alternatif finansal ürünler geliştirmesi gerekmektedir. Öte yandan son dönemde tüm dünyada katılım finansı ilkeleri ile benzer doğrultuda ilerleyen, risk paylaşımına ve varlığa dayalı bir finansal sistem talebi ortaya çıkmıştır. Bu şekilde sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir finansal sistemin hem üretimi desteklemesi hem de ekonominin kırılganlığını azaltması beklenmektedir. Finans Ofisi’nin hede eri doğrultusundaki önemli odak noktalarından bir diğeri de finansal teknolojilerdir (Fintek). Bu  alanda yapılan çalışmaların hem Fintek alanında yeni bir pazarın ortaya çıkmasını sağlaması hem de daha önce bahsettiğimiz risk paylaşımına ve varlığa dayalı finansal ürünlerin geliştirilmesine olanak tanıması beklenmektedir. Blok zinciri (Blockchain) teknolojisi, Peer to Peer (P2P) finansal işlemler ile bu işlemlerin daha hızlı ve etkin ilerlemesini sağlayacak API gibi teknolojiler sayesinde daha şeffaf, daha üretim odaklı ve daha az kırılgan bir finansal sistem mümkündür.

İstanbul’un, katılım finansı alanındaki potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul’un katılım nansı alanındaki potansiyelini anlamak ve bu potansiyeli değerlendirmek için öncelikle “2008 küresel nans krizi” sonrası dönemdeki mevcut küresel nans yapısına ilişkin tüm dünyadaki zihinsel dönüşümü ve bunun yansımalarını iyi kavramamız gerekmektedir. Kısaca özetlemek gerekirse mevcut küresel nans yapısı; insanı ve insani değerleri geri planda tutan, gelir/servet eşitsizliklerini besleyen ve üretimsiz yapay büyümeye yol açan bir sistemdir. Bu nedenlerle sözünü ettiğimiz sistemin artık sürdürülemeyeceği, temel aktörleri tarafından da kabul edilen bir gerçektir. Böylelikle yakın gelecekte küresel yeni bir finans mimarisi kurulmasına yönelik somut adımların atılacağına şahit olacağımızı söyleyebilirim.

Bu yeni finansal mimarinin de tüm dünyada toplumsal karşılık bulması için insanı merkeze koyan, etik ve ahlaki değerler ile sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk gibi konuları öne çıkaran  bir yapıda olması gerekmektedir. Dolayısıyla; katılımcılığı, üretimi, ahlaki değerleri ve risk paylaşımını öne çıkaran katılım finansı, sadece İslam toplumlarına değil tüm insanlığa hitap edebilecek önemli bir potansiyele sahiptir. Biz de İFM Projesi ile yeni finansal mimarinin öncü aktörlerinden bir tanesi olmayı hede emekteyiz. Burada tekrar altını çizmek isterim ki İFM; bir inşaat projesi olmanın çok ötesinde, katılım finansı ve Fintek merkezli, bölgesel, aynı zamanda küresel bir finans merkezi olma kridir. Dolayısıyla katılım finansı, İstanbul’un küresel finans merkezlerinden  biri hâline gelmesinde hayli önemli bir rol oynayacaktır. İstanbul; sahip olduğu kültürel miras, jeopolitik konum, ekonomik büyüklük ve hinterlant ile hâlihazırda katılım finans merkezi olmak için birçok şartı zaten karşılamaktadır. Ayrıca İFM Projesi’nin bu yeni finansal mimari çerçevesindeki itici gücü ile mevcut katılım finans yapısını; sürdürülebilir finans, sosyal sorumlu finans, yeşil finans gibi alternatif finans alanları ve finansal teknolojiler ile daha fazla kaynaştırmak, İstanbul’un küresel bir katılım finans merkezi olmasını daha da hızlandıracaktır.



Finans merkezi kavramının benimsenmesi ve yaygınlaştırılması, Türkiye ve dünya piyasalarına neler kazandıracak?

İFM’ye yurt içinden düzenleyici/denetleyici kurumlar, finansal kurum ve kuruluşların yanı sıra yurt dışından da bankalar, fon şirketleri, yatırım kuruluşları ve büyük çaplı uluslararası şirketlerin finans birimlerinin gelmesi beklenmektedir. Hâlihazırda yurt dışına gerçekleştirdiğimiz gezilerde, İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik büyük bir ilginin var olduğunu görmekteyiz. Dünyanın dört bir yanından ve finansal sektörün her alanından İstanbul’a gelecek olan bu kurum/ kuruluşlar, bölgede ve küresel çapta önemli  bir sinerji oluşturacaktır. Finansal sistemde gerçekleşecek bu sinerji sayesinde, dünyadaki en önemli finans merkezlerinin arasında İstanbul’un da hak ettiği yeri alması hedeflenmektedir. İFM Projesi ile dünyanın yaşadığı finansal dönüşüm içinde, küresel krizlerin ardından sürdürülebilir finans ve finans sisteminin yeniden kurgulanması konuları da sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu doğrultuda daha önce de bahsettiğimiz gibi katılım finansı ve Fintek gibi alanlarda farklılaşıp, diğer konvansiyonel alanları da ihmal etmeyerek küresel finans merkezleri ile rekabette avantaj sağlamakta kararlıyız.

Dünyadaki diğer finans merkezlerine baktığımızda, İFM’nin mevcutta coğrafi konumundan kaynaklı önemli avantajlara sahip olduğunu görmekteyiz. Özellikle İstanbul’un bağlantılı konumu, tarihsel/kültürel mirası ve Asya ile Avrupa küresel finans ağırlıklarının tam ortasında yer almasını göz önünde bulundurduğumuzda, tasarladığımız nansal mimarinin önce bölgenin en kıymetli finans merkezi daha sonra da dünyadaki önemli finans merkezlerinden biri hâline geleceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Spesifik olarak T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin katılım finansı alanındaki çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Burada terminolojinin de doğru belirlenmesi gereklidir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Marmara Üniversitesi işbirliği ile düzenlediğimiz “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar” adlı konferansta, “faizsiz finans, İslami finans ve katılım bankacılığı sistemlerinin hepsinin Katılım Finans sistemi olarak adlandırılacağını ve doğru ifadenin katılım finans kurumu olacağını” özellikle ifade etmiştir.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi olarak, katılım nansı ile ilgili bugüne kadar yaptığımız çalışma ve faaliyetleri üç ana başlık altında özetleyebilirim. İlk olarak katılım finansın mevcut durumunu, sorunlarını ve potansiyelini anlamaya yönelik yaptığımız önemli çalışmalar bulunmaktadır. Bunlardan en kıymetlisi, Türkiye’de alanında yapılmış en kapsamlı ve yüksek katılımlı çalışmalardan bir tanesi olma özelliğine sahip ve kanıta dayalı çalışmalarımızda bize yol göstereceğine inandığımız “hanehalkı” anketidir. Hanehalkının, finansal araçlar ve finansal kesime ilişkin temel algısını, eğilim/ beklentilerini ölçmeye yönelik olan bu çalışma, bize çok önemli bilgiler vermesinin yanı sıra katılım finansı alanında doğru bildiğimiz bazı kalıpların da aslında öyle olmadığını gösterdi. İlk sonuçlarını geçen ay aldığımız anketi, yakın zamanda kamuoyu ile de paylaşacağımızın bilgisini buradan vermek isterim. Ayrıca, firmaların katılım finansa ilişkin algı ve davranışlarını ölçmeye yönelik benzer bir anket çalışmasına da yakın zamanda başlamış bulunmaktayız.

İkinci olarak katılım finansı alanında yeni ürün geliştirmeye yönelik çeşitli çalışmalarımız oldu. Bu çalışmalarda; katılım finansın sermaye piyasaları ve alternatif finans alanları ile etkileşimini artıracak, bireysel/küçük tasarruf sahiplerinin finansal sistemi daha etkin kullanmalarını sağlayacak ve dış finansman ihtiyacımızı azaltacak ürünler üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırıp buna ilişkin raporlar hazırladık.

Üçüncü olarak da yurt içi ve yurt dışında çeşitli kurum ve kuruluşlarla önemli ortaklıkları hayata geçirdik. Bunlardan en öne çıkanı ise yakın zamanda Marmara Üniversitesi ile işbirliğimiz sonucunda kurulan, İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü (MÜİSEF) olmuştur. MÜİSEF, katılım finansı alanında yüksek lisans ve doktora programları açarak, bu alanda beşeri sermayenin oluşmasına katkıda bulunacaktır. Türkçe, Arapça ve İngilizce olmak üzere üç dilde eğitim verecek olan MÜİSEF, yüksek lisans programına geçen hafta başlamıştır. Ayrıca son olarak belirtmek isterim ki Malezya ve Katar gibi ülkelere yaptığımız ziyaretlerde, katılım finansa ilişkin uygulamaları yerinde gözlemleme ve değerlendirme imkânımız da olmuştur.

Kaynak: Katılım Finans Dergisi / Röportaj

Katılım Haber

Katılım Haber sitesinin kendi profilidir. Öneri, görüş ve iletişim için lütfen admin@katilimhaber.com e-posta adresinden iletişime geçiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir